Yazı


   KAR                          
                          Kardır yağan üstümüze geceden,                           
                 Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,           

 Ormanın uğultusuyla birlikte
       Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.

Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? kar içindesin!

Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram...
  

Buğulandıkça yüzü her aynanın

Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
                                  AHMET MUHİP DRANAS  


(Efendimiz'e)
YAĞMUR
Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle dolaştı yüreğime
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

Islaklığı sanadır ahımın,efganımın
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendedir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler

Bu değirmen seninle dönüyor ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Yağmur seni bekleyen bir taşta ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuşta ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakışta ben olsaydım
Sana sırılsıklam bakışta ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir başta ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaşta ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüşte ben olsaydım
Senin visalenle bir gümüşte ben olsaydım
Sana hicret eden bir kureyşte ben olsaydım
Damar damar seninle hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın kabzasında
Bir dirhem gümüşte ben olsaydım
NURULLAH GENÇ
   


TUR LALESİ
Ey aşk
ey gönlümüzdeki mana 
ey biçtiğimiz mahsul
gel artık
tıyneti toprak olanlar çoktan dağıldı
gel de
 çamurumuzdan başka bir adem meydana getir
gönlümde ki nur içimin yanışındandır
cihanı seyredişim kanlı gözyaşımdandır
aşka delilik diyorsa insan
hayatın sırrını anlamayışındandır
göğsün içinde yıldızları aşacak bir yol vardır
tanımıyorsun kendini sende bir tohum vardır
bu tohumu bu gözü kendiiçine açarsan
yeraltından fışkıracak bir fidan vardır.
göğsümüzde gizli bir alem vardır
    
toprağımızda gönül gönlümüzde aşk vardır
canımızı aydınlığa boğan aşk şarabından
testimizde duran birkaç damla yaş vardır.
                      DR.MUHAMMED İKBAL















Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !